30 Ağustos 2008 Cumartesi

Almanca Filateli Dergilerinde Osmanlı Pulları Ve Postaları

Kitapcıların raflarında gezinen bir ürün, benim ilgimi İstanbul Kitapcısı'nın sitesindeki tanıtımı çekti.
Sizlerle paylaşmak istedim.


Nilgün Cön- Gruhlke

ARKEOLOJİ SANAT YAYINLAR
18.00 YTL Satın Al
Araştırma
Çeviren :
Barkod :9799756561989 Sayfası :126 Ebat :150-210 Baskı :2006-İSTANBUL
Pullar, asıl işlevleri olan posta ücreti ödemekten daha fazla iş görür. Pullar, anlatır ve gösterir. Pullar üzerinden her bir ülkenin bayrağını, para birimini, yönetim biçimini, devlet başkanlarını, kültürel mirasını, coğrafyasını, folklorunu, geleneklerini, dinsel ve ulusal bayramlarını, bitki ve hayvanlar dünyasını öğrenebiliriz. Bilgilendirici özelliğiyle bu küçük “kâğıt parçacıkları” çok değerli tarihsel birer kaynaktır.

Bu çalışmada, Alman ve tamamlayıcı olarak Almanca pulculuk dergilerinin değerlendirilmesi sırasında, Osmanlı pulculuğunun çeşitli alanları hakkında, yazarlarının farklı bakış açılarından edinilen bilgiler özetlenmiştir. Bu bilgilerin arka planını, diğer bir deyişle Osmanlı İmparatorluğu’nun yabancı ülkelerle oluşturduğu posta ve pulculuk ilişkilerini, o dönemin güçlü posta ağlarını belirginleştirmek amacıyla anlatılmıştır. Üçüncü bölümde metinler analiz edilmiştir. Bunu yaparken, değerlendirilen pulculuk dergileri, yazarlar, çoğunluk uluslararası üne sahip pul koleksiyoncuları, uzmanlar ve tüccarlar ayrıntılı olarak tanıtılmıştır. Osmanlı Postaları, pulları (1914-1918 sahra postaları hariç) ve bunların taklitleriyle ilgili metinleri daha ayrıntılı olarak değerlendrilmiş, son alt bölümde, o dönemde Almanya’da Osmanlılar ya da “Doğulular” ve Osmanlı İmparatorluğu hakkında yaygın olan anlayış ve algılayışa bir içbakış sunmak için ilginç dilsel özellikler sunulmuştur. (arka kapak)

...

Atatürk Temali Pul Örnekleri

Mehmet Sökmen'in sitesindeki Atatürk konulu pul örnekleri.



TEKLİ PULLARDA ATATÜRK
SERİ PULLARDA ATATÜRK
SERİ VE ÖZEL PULLARDA ATATÜRK
YABANCI ÜLKE PULLARINDA ATATÜRK

Son pul tüccarları - Sedat Gülmez

Sedat Gülmez - s.gulmez@aksiyon.com.tr -
Sayı: 587 - 06.03.2006

Onlar pulu paraya çeviriyor. Sayıları bugüne kadar net ifade edilemeyen pul
tüccarlarından geriye sadece 14 kişi kaldı. Belki de son demlerini yaşayan mütevazı dükkânlarında hâlâ pul meraklılarının heyecanlarına ortak oluyorlar. Hem de ekonomik ve teknolojik şartların getirdiği olumsuzluklara direnmeye çalışarak.







Her pul, üstünde taşıdığı çizgilerle farklı anlamlar taşır. Kimi Malazgirt'i hatırlatır kimi Peyami Safa'yı. Kimi de yıldönümlerini anımsatır meraklısına. Tarihe not düşen pulun dilinden anlamak bir maharet işidir elbet. Dantelâsından damgasına, parmak izinden nadir olmasına kadar her ayrıntısına vâkıf olacaksın. Bu gün tüm bu özelliklere sahip "pul tüccarları"nın sayısı neredeyse bir elin parmakları kadar. Zorlaşan ekonomik şartlara, değişen eğlence kültürüne direnmeye çalışıyorlar. "Bu işin akıbeti ne olacak?" sorusuna kesin bir cevap verilemiyor. Kimi "Bu iş asla ölmez. Dükkânlar kapansa da internetten satışlar devam eder." derken, kimi de "Sanal pul tüccarlığı olmaz. Dükkânlardaki gibi kılı kırk yararcasına yapılmayan işin adı olsa olsa, pul satışı olur, tüccarlığı değil." görüşünde.

Erol Akkaya, 1946'da babasının yanında başlar, pul tüccarlığına. Radyonun her evde olmadığı, televizyon ve bilgisayarın ise adının bilinmediği o yıllarda, binlerce kişinin yegâne eğlencesidir pul toplamak. Futbola benzetilen, seyretmesi güzel tamamlaması zor olan koleksiyonculuk, o devrin kültür aktivitesidir aynı zamanda. Rengârenk, desenleri farklı milyonlarca işlemeli kâğıt, meraklılarının gözü önüne kâh tarihî bir olayı kâh kişileri serer.

1957-61 yılları arası pul tüccarları için altın çağ gibidir. Kullanım süresi en fazla 6 ay olan, söz konusu süreden sonra antika değeri kazanan pullar yatırım aracı olmuştur çünkü. Parasının değerini düşürmek istemeyenler yüzlerce seri pul satın alır. İş öyle bir noktaya gelir ki, yeni pullar basılmadan aylar önce satışları tamamlanır. Peki, pul nasıl bu kadar para kazandırır? Bu soruya kendi hayatından bir misalle cevap veriyor Erol Akkaya; "İlk satın aldığım pul Missouri Zırhlısı'nın Türkiye'yi ziyareti anısına basılmış, 5 Nisan 1946 tarihli 78 kuruşluk bir puldu. Şimdi bunun değeri 650 YTL." Pulun değerini, az bulunması ve yıpranma oranı belirliyor. Para kazandırması için parmak izi bulunmaması, damgasız ve dantelâsının (kenarındaki işlemeler) düzgün kesilmiş olması da şart. 60 yıldır bu işle uğraşan Akkaya, kurallara uyulduğu müddetçe mesleğin para kazandıracağını söylüyor. Aksi takdirde ne pulculuk temiz yapılır ne de para kazandırır.

İstanbul'daki son 7 pul tüccarından biri olan Erol Akkaya, mesleğin geleceğine ilişkin kaygılar taşımıyor. Ona göre bir dükkân dahi kalsa bu iş devam eder. Gerekçesini şöyle sıralıyor: internet üzerinden gerçekleştirilen satışlar ve yurtdışından Türk pullarına olan rağbet. İnternetin kendilerine ihtiyacı ortadan kaldırdığına inanan Akkaya, "Kaliteli mal satılıyor mu sanal ortamda?" sorusuna hemen "evet" cevabını veremiyor.

Bir dükkân da kalsa bu iş devam eder

Mesleğin kaybolmayacağını düşünen bir diğer kişi Yaşar Temiz. 1980'den bu yana pul tüccarlığı yapan Temiz'in merakı üniversite yıllarında başlar. İlgisi o kadar yoğundur ki 2 yıl içinde bir dükkân açar. Son 26 yıldır geçimini pul satışlarından kazanıyor. Genel olarak müzayede usulü çalışıyor. İzmir'den Denizli'ye, Antalya'dan Bursa'ya geniş bir müşteri portföyü var. Her ne kadar pulculuğun geleceğini kötü diye yorumlamasa da yeni nesillerin yetişmesini zaruret olarak görüyor. Bir de satışların internetten ziyade dükkânlar üzerinden yapılmasını tavsiye ediyor.

Pul tüccarlığından para kazanılabileceğini ısrarla dile getiren Temiz, "Dünyada yaygın bir meslek. Ama bizde ticarî yönü pek bilinmediği için yapan pek olmuyor. Başlangıç için de büyük rakamlara gerek yok." diyor. İzmir'de ise iki pul tüccarı var: Şükret Sirkecioğlu ve Bozarslan Yılmaz. Bu işi 50 yıldır yaptığını ancak 3 yıl önce dükkân açabildiğini söylüyor Sirkecioğlu; "Ben hâlâ amatör bir ruhla bu işi yapıyorum. Ama geleceği göremiyorum. Teknoloji geliştikçe hobiler de değişti. Artık gençler pul koleksiyonculuğuna ilgi göstermiyor. İzmir'de 40-50 tane koleksiyoncu var; ama bunlar da orta yaşın üzerinde."

Türk pulları dünyanın en değerlileri arasında

Her ne kadar son yıllarda pul koleksiyonu ile uğraşanların sayısı azalsa da dünyada Türkiye kökenli ürünlere rağbet büyük. 53 yıldır pul ile hemhal Mahmut Emirmahmutoğlu da bu görüşte. Filateli (pulculuk) ile uğraşanların az olması, Avrupa ülkelerinde Osmanlı Devleti'ne duyulan hayranlık bunun ana sebepleri. "Bizim 1938'den önceki tüm pullarımız antika değerindedir. Büyük para eder. Özellikle de Osmanlı pulları." diyor.

Hâlihazırda Kadıköy Filatelistler Derneği Başkanlığı görevini yürüten Emirmahmutoğlu, çoğunlukla yurtdışı pazarda alım-satım yapıyor. Bu sayede kendine geniş bir çevre edinmiş. İsim vermeyi uygun görmüyor ama ünlü simalardan çok müşterisi olduğunu iddia ediyor. Ona göre pul piyasası eskiye nazaran zayıfladı. İlgilenenler çoğunlukla 50'li- 60'lı yıllarda yetişenler. İlgisizliğin nedeni de, teknoloji sayesinde farklı hobilerin ortaya çıkması.

Kendinden sonrası için oğlunu yetiştirdiğini dile getiren Emirmahmutoğlu, mesleğin geleceği adına kaygı taşıyor. Sanal ortamda en az 500 satıcının varlığından bahsediyor: "Ama bunlara pul tüccarı demek doğru değil. Çünkü çoğu puldan anlamıyor. Sattıkları malın kalitesi de tartışılır, bu yüzden onlardan pul satın alanların büyük kısmı zarar ediyor." Mesleğin yok olması önündeki tek engeli eğitim diye tanımlıyor. Ona göre, işten anlayanlar yetiştikçe, dükkânlar da devam edecek.

İstanbul Filateli Kültür ve Araştırma Merkezi (İSFİLA) Yönetim Kurulu Başkanı Ziya Ağaoğulları, 50 senedir pul topluyor. 1988'den beri geçimini pul alım-satımından sağlıyor. Yaptıkları işin geçmiş yıllarda daha fazla rağbet gördüğünü belirterek, "Bir ara Kadıköy'de 11 dükkân vardı. Hepsi iflas etti. Şimdiki 6 dükkân sahibi de kendi mülkünde oturuyor. Yoksa onlar da bir şey yapamaz." diyor.

Ağaoğulları, pulculuğun yavaş yavaş bittiği görüşünde. Oysa Avrupa'da pulculuk ile alakalı büyük bir kitle var. Almanya'nın 8 milyon koleksiyonerle bu konuda geniş bir sektöre sahip olduğu biliniyor. Meslekte "erbap" olunabilmesi için en az 30 sene pul ile uğraşılması gerektiğini vurguluyor. Bu noktada ekalliyetin merak ve ilgisine dikkat çekiyor: "Bir zamanlar bu iş ile en çok Yahudiler, Ermeniler, Rumlar uğraşmış. Hem de uzun yıllar. Onların çoğunluğu gidince iş bize kalmış. Şimdi Yunanistan'ın filatelisi bizden iyidir. Tabii bunda Türkiye'den göçen Rumların büyük payı var."

Ankara'da son 5 pul tüccarı

39 yıllık filateli tüccarı Tahir Uluer, başkentteki son 5 dükkân sahibinden biri. 17 yaşındayken askerî okuldan ayrılınca babası ona kendisi için bir pul dükkânı açar. Subay baba, oğlunun da kendisi gibi pul ile iç içe olmasını arzular. O dönem Konya'dan Mersin'e, Yalova'dan Elazığ'a birçok ilde bu işi yapanlar vardır. Zamanla hepsi kapatır. Şimdilerde Ankara'daki pul tüccarlarının durumu pek de iyi değil. Beşi de geçim derdinde. Bunlardan biri de Tahir Uluer'in 85 yaşındaki babası. O dükkânını oğlundan sonra 1972'de açmış.

Uluer, kendisi de dâhil bazı arkadaşlarının dükkânı kapatmayı düşündüğünü dillendiriyor. Son yıllardaki durgunluğa dikkat çekerek, "Gidişat, bu işin öleceğini gösteriyor." diyor. "Peki, sizler de kapatırsanız, ne olacak bu işin sonu?" diyenlere onun cevabı hazır: "Dükkâncı kapayınca herkes ferdî bir şey yapmaya çalışacak. O zaman pulu nereden bulacak, kime satacak?"

İstanbul Pul Tüccarları Derneği Başkanı Arman Arıkan 51 yıllık koleksiyoncu. Babasının 1942'de İstiklâl Caddesi'nde açtığı "Kamer Pul Evi" onun işlemeli kâğıtlar ile muhabbete başladığı ilk mekân. 11 yaşından sonra dükkânın tüm sorumluluğunu alır. 1961'e kadar her şey güzel gider, hem pulları hem de müşterileri ile farklı bir ilişki yumağı kurar. Söz konusu yıl, dükkânda çıkan yangın, Arıkan için büyük bir darbedir. 10 yıllık emeğin ürünü binlerce pul birkaç saat içinde duman olur. O günleri düşündükçe hâlâ içinin sızladığını, dükkâna her girdiğinde is kokusunu hissettiğini söylüyor. Bir pul 12 milyon Amerikan Doları

Yangından sonra her şeye yeniden başlar. Pul merakı kaybettiklerini kısa sürede yeniden toplamasını sağlar. Öyle ki 1963'te Türkiye'de ilk kez düzenlenen Dünya Pul Sergisi'nin gençlik dalında gümüş madalya kazanır. Arman Arıkan o günleri anlatırken heyecanını gizlemiyor. Gel gelelim günümüz pul tüccarlığından bahsederken karamsar cümleler kuruyor: "Bu iş 50 yıl öncesine göre çok değişti. Ben işi babamdan devraldım. İsterdim ki çocuklarıma aktarayım. Ama iki kızım hiç de bu işi yapacak gibi değil." Ona göre bir koleksiyoner yaşarken pulunu değerli kılmasını bilmeli. Ünlü filatelist Ali Nusret Pulhan'a ait yüzbinlerce pulun, o öldükten sonra haraç mezat satıldığını hatırlatarak, kendisinin böyle bir duruma düşmek istemediğini ifade ediyor.

Türkiye ve dünya çapında düzenlenen pul sergilerinde jüri üyeliği yapan Arıkan, filateli (pulculuk) konusunda en başarılı ülkeleri Almanya, Fransa ve İngiltere olarak sıralıyor. Filateli yurtdışında tam anlamıyla bir sektör. 151 yıl önce hatalı renkle basılan bir İsveç pulunun 12 milyon Amerikan Doları değerinde olduğu düşünüldüğünde, pulculuğun dünya ölçeğindeki yeri daha iyi anlaşılıyor. Bir de işin mezat boyutu var. Sadece Almanya'da pul alım-satımı yapan 50 mezat şirketine karşılık Türkiye'de sadece İSFİLA'nın 1,5 ayda bir benzer organizasyonlar hazırladığı göz önüne alındığında katedilecek mesafe ortaya çıkıyor.

Türkiye'de pul merakının eğitim yoluyla geliştirilmesi gerektiğinin altını çizen Arıkan, yeni koleksiyonerlere de nasihatte bulunuyor: "Toz, nem, aşırı sıcaklık, parmak izi bir de defterin uzun süre havalandırılmaması pula zarar verir. Bu işe merak salanların bunlara dikkat etmesi lazım."



İZZET GÜNAY: BENİ HAYATA BAĞLAYAN BİR HOBİ

Pul biriktirmeye 10 yaşında başladım. 65 sene olmuş demek ki. Beni zinde tutan, hayata bağlayan, sıkıntılı günlerimi paylaştığım bir hobi. Ama sadece pul ile sınırlı kalmadım. Paradan madalyona, potin bağından bağ çekeceğine onlarca materyali topladım. Mesela bu bağ çekeceği, Avrupa'da aristokratlar için 1890'lı yıllardan üretilmiş bir şey. Türkiye'de birkaç yerde bulabildim. Şimdilerde rozet ve jokerleri biriktiriyorum. Yani ilgimi ne çekerse, neden keyif alırsam onun koleksiyonunu yapmaya çalıştım. Ancak pulun yeri ayrı, çünkü koleksiyonculuğa onunla adım attım. Ama pul bizim kuşağın merakı olarak kaldı, yeni neslin ilgisi makinelere. Okuma ve araştırmaya yönelen, "neden, niçin" sorularını dillendiren hiç yok. Pulun bir kültürü diğer kuşağa taşıma özelliği unutuluyor. İlkokulda iken birçok arkadaşımın bilmediği ülke isimlerini, ünlü kişileri pul sayesinde öğrendim. Eskiden sadece dükkânlarda satılırdı, pul. Şimdi internette de satılıyor. Pul konusunda mal birikimi ve bilgisi olan internet satıcılarına tüccar demek lazım. Meraklılara tavsiyem şu, her "toplama" koleksiyon olmaz. Derlemesi ve tasnifi yapılmayan biriktirmeleri koleksiyon kapsamına alamazsınız. Her şeyi de toplayacağım diye uğraşıp dağılmamak gerek. Belirli bir konuda çalışılmalı.

TÜRKİYE'DE PULUN SERENCAMI

Aralarında işadamları Bülent Eczacıbaşı ve Hasan Güleşçi, sanatçı İzzet Günay, eski Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fuat Bayramoğlu gibi ünlülerin de olduğu pul koleksiyonculuğunun tarihi 1840'lara uzanıyor. Söz konusu yıl İngiltere'de ilk pul basılır. 23 yıl sonra, Osmanlı Devleti bu yeniliği tebaasının hizmetine sunar. 1920'ye kadar süren bu zaman diliminin ardından iki yıllık "Ankara Hükümeti Pulları" dönemi başlar. 1923'ten sonra ise "Cumhuriyet Pulları" tarihteki yerini alır.

Her dönemin kendine has bir pulu var ve bunların günümüzdeki fiyatları binlerce YTL tutarında. İşte misaller: Osmanlı dönemi, 1867 tarihli 25 kuruşluk takse (gönderenin eksik ödemesinin alıcıdan tahsil edildiğini belirten onay pulu) 42,5 bin YTL değerinde. Hâlihazırda 9 pul mevcut.

Ankara Hükümeti, 1920 basımı pasaport pulu, 40 bin YTL. Kalan son 10 pul.

1923-2005 arası satılan en pahalı pul, birinci Adana serisi ile birinci Ayyıldız serisi şarniyersiz (defter kullanılmayan yıllarda pulun arkasına yapıştırılan koruma kâğıdı) 8 bin YTL. 4'lük blok olarak 5 pulun olduğu biliniyor.

Türkiye'nin dünya filatelisine kazandırdığı bazı yenilikler de var. 1898 basımı Teselya serisi hâlâ dünyanın ilk ve tek sekizgen pulu olma özelliğini sürdürüyor. 143 yıllık pul tarihinde Sultan 5. Mehmed Reşad'ın yeri ayrı. Çünkü fotoğrafı bir pulun üstüne basılan tek Osmanlı hükümdarı. 17 puldan oluşan ve 2 altın satış fiyatıyla piyasaya çıkan Birinci Londra serisi üzerindeki 5. Reşad fotoğrafı, hem sultana hem de işlemeli kâğıda önem atfedilmesine sebep oluyor.



Kaynak: Aksiyon HaftalıkHaber Dergisi

SAGÜSAD - Pulculuk (Filateli) Anketi

SAGÜSAD - Sakarya Güzel Sanatlar Derneği
Sakarya Güzel Sanatlar Derneğinin pulculukla ilgili anket düzenlemiş. Filatelist hareketleri destekledikleri için kendi adıma SAGÜSAD'a çok teşekkürler ederim.
Daha önce de Atatürk temali bir sergi düzenleyerek harika bir iş başardılar.
Alıntıdır;

Pul Sergisi
Sergide ilk Türk pulları, Kurtuluş Savaşı dönemi pulları, Atatürk konulu koleksiyonlar, 'Dünya Pullarında Atatürk', Adapazarı ilk posta damgaları, Adapazarı Kurtuluş Günü damgaları, tablo pulları, futbolun tarihi, Japonya, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, çizgi film karakterleri gibi çeşitli konularda pek çok ilginç koleksiyon, büyük bir disiplin içinde Adapazarlılara sunuldu. Adapazarılılar için görülmeye değer bir sergi oldu.
Kaynak:
SAGÜSAD


15 Mayıs 2008 Perşembe

2008 EUROPA Stamp Competition – The letter

"Avrupa Kamu Posta İşletmecileri Birliği'nin (Posteurop) "Mektup" temalı 2008 Avrupa Pulu yarışmasına Kuruluşumuz da katılmış bulunmaktadır. 9 Mayıs - 8 Ağustos tarihleri arasında PostEurop'un sitesinden yarışma için oylama yapılacaktır."


Oylama İçin Tıklayın.

10 Mayıs 2008 Cumartesi

Çocuklar İçin Filatelik Ürünler.

İnternette araştırma yaparken Amazon'a yolum düştü.
Mesleki alanım çocuk olduğu için çocuklara yönelik pulculuk kaynakları arıyordum. Aklımda güzel bir proje var çünkü Wink Neyse dediğim gibi Amazon'da tam aradığım gibi biri örnek bulabildim.
İlki bir klavuz albüm-kitap. Kitap "Robert Obojski"nin hazırladığı " A First Stamp Album For Begginner"ı. Çok güsel bir örnek.

Image Hosted by ImageShack.us

kinci örnek daha da hoşuma gitti. Pulkay'ın çıkarttığı pulculuk setine benziyor ama tabi o kadar uyduruk değil. Kusra bakmasına ama öyle. "Beginner's Stamp Collecting Fun Kit: Everything You Need to Start a Fun and Fascinating Hobby" gibi uzun bir ismi olsa da bence pulculuğa yeni başlayan bir çocuk için teması çok doğru seçilmiş bir set.

Image Hosted by ImageShack.us

Eminim bu örnekler daha güzel örneklerle çoğaltılabilinir. Gelelim bize, bizde nasıl yapılmalı?. Dediğim gibi benim bildiğim Pulkay'ın piyasadaki başlangıç seti bence çok özensiz. Peki ne yapmalıyız? Benim ilk aklima gelenler "Öğretmeli" ve "Eğlendirmeli" başlıkları oldu. Bakınız amerikalıya amerikan başkanlarini ve efsanevi amerikan kahramanlarını tema yapmış sete. Belkide puldan ögrendigini sınıfta derslerinde kulanabilecek. Peki bizde buna benzer tema yada pullar varmı? :) Bir çocuk neden pul bitiktirsin? Neden harclığını minnacık kağıt parcalarına ayırsın? Ben cevap veremiyorum. Ama eminim cevapları bulmama yardımcı olursunuz. :)
Esenlikler efendim.

Trfila Forum'undaki yorumumdur.

4 Mayıs 2008 Pazar

Odontometre



Boy's Own Paper


Bugun Üsküdar'da eski kitapcıları gezerken rafların birinde çocuk magazin efsanelerinden BOy's Own Paper'ın yıllık ciltlerinden biriyle karsılaştım. İlk defa canlı canlı karşılaştığım için hemen sayfalarını karıştırmaya başladım. Dergi berbat durumdaydı ancak sayfalarda kolleksiyonlukla kolleksiyonla ilgili bölüm hemen ilgimi çekti.
Tabii çocuklar için olduğundan sadece para ve pul kolleksonu nasıl yapılır ve kolleksiyon yaratmanın püf noktalarıyla ilgili bir sayfalık bilgileri verilmiş her sayıda.
Magazinin bulunduğu (çakma) sahaf Üsküdar Antikacılar Çarşısındaki(köşesinde) 40 Ambarın yanındaki dağınık dükkan. Adını bilmiyorum. Sacma sapan bir rakamla satmaya çalışıyor tabii ki. 225 ytl ama inanın çeyreği dahi etmez. Ama illaki almak isterseniz "ebay" derim. :)
Benzeri çocuk magazin dergileri bir donem bizde de çok popülerdi. Acada hangisinde kolleksiyona yer ayrılmıştır? Belkide kolleksiyonerlik kavramı o yüzden bu kadar yanlış annlaşılıyor Türkiye'de.

2 Mayıs 2008 Cuma

Wikipedia'da Pul ve Pulculuk

"http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/b/bc/Wiki.png" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.
Bir süredir Vikipedi 'de filateli ile ilgili bölüm oluşturulmaya çalışıyor. Filatelist gönüllülerin dünyanın en büyük bilgi kaynağının Türkçe içerikli bölümünde Filateli başlığına girdikleri bilgiler sayesinde türk filatelistlere çok güzel bir kaynak yaratıyorlar.
Ne kadar teşekkür etsek azdır.

23 Nisan 2008 Çarşamba

CHRISTOPHER COLUMBUS





Sitede ayrıca online olarak gezebileceğiniz bir cok sergi var bu tür.

"http://www.japhila.cz/hof/pictures/exponet1.gif" grafik dosyası hatalı olduğu için gösterilemiyor.

VIRTUAL INTERNATIONAL PHILATELIC EXHIBITION

20 Nisan 2008 Pazar

Modern Zamanların Eskimeyen Tutkusu: PUL


Modern Zamanların Eskimeyen Tutkusu: PUL


Posta işlemleri için 1840 yılında kullanılmaya başlanan pullar, ortaya çıkışlarından 166 yıl sonra günümüzde hem koleksiyonerlerin ilgi duyduğu bir hobi, hem de önemli bir yatırım aracı haline geldi. Pulla uğraşmak isteyenler önce bir katalog, pul maşası ve defteri edinsin. Unutmadan söyleyelim, pullarınızın değerini ne kadar eski oldukları değil, tirajları yani baskı adetleri belirliyor.


Eğer özel bir ilgimiz yoksa postalarımıza yapıştırdığımız dantel kenarlı o küçücük pullara pek de dikkat etmeyiz. Ancak o küçücük pullar basıldıkları ülkenin kültürel ve tarihi izlerini taşırlar. Posta pullarının yüzeyinde görünen kültürel, politik, turistik ve ekonomik temalar yıllar sonra o dönemin değerlerini bizlere tekrar hatırlatır. 20. yüzyılın önemli hobilerinden olan pulculuğu, yani filateli ve pul koleksiyonu yapanları (filatelistleri) yakından inceleyerek tarihi ve kültürel bir yolculuğa çıkmış olacağız.

19. yüzyıl buhar gücünün keşfedilmesi ve iletişim olanaklarının gelişmesi modern zamanların doğuşunu müjdeler. Haberleşmenin geleneksel yöntemi posta ise damgadan pula geçişi bu döneme rastlar. Dünyada ilk pul 1840 yılında İngiltere’de kullanılır. İlk pullar tabakalardan makasla kesilerek ayrılırdı ve arkaları da zamklı değildi. Puldan önce Osmanlılar postalarda mühür kullanıyordu. Ülkemizde ise, Osmanlı Devleti’nde ilk pul 1862 yılında çıkmıştır. Posta Nazırı Agah Efendi zamanında kullanılmaya başlanan ilk Türk pulu olarak bilinen tuğralı pul, dikdörtgen şeklinde ve dantelsizdi. 1863 yılında çıkarılan pullar 40 para değerinde idi. Üç baskı yapılan tuğralı pullardan sonra, 1865 yılında ilk dantelli ayyıldızlı pullar çıktı. Duloz denilen bu ayyıldız pullardan sonra Ampir denilen aylı pullar da 1872 yılında çıkmaya başladı. Tuğralı ve imparatorluk armalı pulların çıkış tarihi ise 1892’dir.

İmparatorluk sınırları içinde çeşitli batı ülkelerinin postanelerinin çıkardığı pulların yanı sıra örneğin Hatay Devlet Pulları da önemli pullar arasındadır. İlk Hatay pulları 1919 yılında Suriye tarafından çıkarılırken, bağımsızlık pulları 16 Nisan 1938 yılında çıkmıştır. 14 Nisan 1930 tarihinde Suriye Posta Pulları olarak çıkarılan Hatay pullarının üzerinde ‘Sandjak D’Alexandrette” yazılıydı. Pulların üzerinde Antakya’nın önemli tarihi eserleri yer alıyordu. 1939 yılında çıkarılan Hatay Devleti posta pullarında ise Hatay haritası, iki aslan ve Türk bayrağı motifleri olarak işlenmişti.

Ankara’da Anadolu Hükümeti’nin bastığı ilk pullar 1920-1923 yıllarını kapsar, ilk bağımsızlık pulu da 1923 yılını gösterir. Cumhuriyetin ilanı ile birlikte Cumhuriyet pullarının basımı ve kullanımı gerçekleşir.

Ülkemizde posta pulu çıkarma yetkisi PTT Genel Müdürlüğüne ait. PTT, bu yetkiye dayanarak posta pulları, resmi posta pulları ile anma pulları ve ek değerli anma pulları çıkarıyor. Ancak koleksiyon yapmak için pul toplamaya başladığınızda PTT’de sadece içinde olunan dönemin pullarını bulursunuz. Daha eski pullara ulaşmak için biraz araştırma yapmanız gerekir.

Posta ücretlerinin ödenmesinde kullanılan sürekli posta pullarında genellikle iki renklidir. 10 milyon ile 100 milyon adet arasında basılan bu pullarda başta Atatürk olmak üzere Türk meşhurları, Anadolu bitki ve temaları işlenir. Belirli bir olay veya kişiyi anlamak için o olay veya kişiye ait resim ve motiflerin basıldığı anma pulları sabit 600 bin tirajlıdır. PTT tarafından yılda iki kez çıkarılan artı değerli anma pullarının da tirajı 300 bindir. Günümüzde pullar sadece posta işlemleri için değil koleksiyonculuk amacıyla da basılıyor. Bu da onları değerli kağıtlardan biri haline getiriyor.

PUL KOLEKSİYONUNA NASIL BAŞLANIR?

Pul koleksiyonu yapacaklar (yani filatelistler) öncelikle bir pul defteri, pul maşası ve bir katalog almalılar. Pul maşası denilen pul pensi pulları tutup, deftere ya da albüme yerleştirmemize yardımcı olur. Pulları belirli bir dizin ile yerleştireceğimiz yer pul defteri ya da albümüdür. Katalog ise bir araya getireceğimiz pullar hakkında fiyat, renk, ebat ve tiraj bilgileri verdiği için mutlaka edinilmesi gereken önemli bir kaynaktır. Bunların yanı sıra pulları daha iyi incelememizi sağlayan bir adet büyüteç, içine pul konulan bir yüzü şeffaf kılıf olan havid, ince, tutkallı özel bir kağıt parçası olan şarniyer de koleksiyon hazırlarken bize yardımcı olacaktır.

Gerekli ana malzemeleri temin ettikten sonra ne tür koleksiyon hazırlanacağına karar verilir. Genel olarak üç tür koleksiyondan söz edilir. Bir ülkeye ait pulların belirli bir tarihten itibaren eksiksiz olarak bir araya getirilmesi ile oluşan klasik veya ülke koleksiyonları (Örneğin Cumhuriyet dönemi pulları), belirli bir plan, konu çerçevesinde oluşturulan tematik koleksiyonlar (örneğin uzay, şehirler, çiçekler vb. konular) ve pulların çıkış amacına göre oluşturulan motif koleksiyonu. •

Yeni başlayanlar bir seri pulla, bir adet özel blok ve ilk gün zarfı ile başlayabilirler. Birbirinden ayrılmamış 4 puldan meydana gelen 4’lü blok da ilk başlayanlar için iyi bir adım oluşturabilir. Pullar damgalı veya damgasız olarak saklanabilir. Postada bir defa kullanılan pullar üzerinde normal damga, pulların tedavüle çıkarıldıkları günü ve konuyu gösteren yazı ve motiflerden oluşan ilk gün damgası ve özel gün damgası olmak üzere üç tür damga bulunur. Eğer pulun üzerindeki özel bir damga ise kendi zarfı ile saklanmalıdır. Aksi halde pul yıkanmalıdır. Kurutulan pul koleksiyonda yerini alır. Koleksiyona konulacak pul mutlaka sağlam olmalıdır. Yırtık, buruşuk, tahrip olmuş pulun değeri olmaz. Damgalı pulların damgaları temiz ve okunaklı olmalıdır.

BİR PUL KÜLTÜR MERKEZİ: İSFİLA•

1992 yılında Türk filitalistleri tarafından kurulan İstanbul Filateli ve Kültür Merkezi (İSFİLA) pul ve pulculuk alanında önemli çalışmalara imza atıyor. Özellikle bir yıllık çalışma ve 80 koleksiyon taraması ile oluşturulan, 1863-2005 yılları arasında çıkmış pulları kapsayan Türk Pulları ve Antiyeleri Kataloğu en önemli çalışma olarak öne çıkıyor. Katalogda yer alan pullar resimleri orijinal boyutlarında basılmış. Bu pullar arasında Osmanlı İmparatorluğu, Anadolu Pulları, Türkiye Cumhuriyeti Pulları, Yerel Posta Pulları, Hatay Hükümeti Pulları, Kıbrıs Türk Pulları ve Osmanlı-Anadolu-Cumhuriyet Antiyeleri bulunuyor. İSFİLA Başkanı Ziya Ağaoğulları bize pul ve pulculuk hakkında bilgi verdi. Ağaoğulları aynı zamanda “pulculuğun zirvesi” dediği Osmanlı’nın 1864-1900 arası dönemine dair bir koleksiyona sahip. Koleksiyonunun adı Posta Tarihi Koleksiyonu.

Osmanlılarda pul öncesi mühürlerle postaların taşındığı (1840-1862) dönemi prefilatik dönem olarak tanımlayan Ziya Ağaoğulları, Osmanlılarda ilk pulun 1862 yılının Aralık ayında çıktığını belirtiyor.

İ
lk Osmanlı pullarının dantelsiz ve tuğra motifli olduğunu belirten Ağaoğulları, 1900 yılına kadar üç emisyon ve bir hatıra serisinin gerçekleştiğini açıkladı. Ağaoğulları pul koleksiyonerliği hakkında şöyle konuşuyor: “Anne babaların çocuklarına yapacakları en faydalı şey, bir pul defteri, bir pul maşası ve bir tane de katalog almaktır. Sonra çocuk kendi tasarrufuyla koleksiyon yapacak. Bir çocuk nasıl koleksiyon yapabilir. Koleksiyon yapacak olan kişi öncelikle kendi doğum tarihinden itibaren çıkmış pulları toplayarak koleksiyon yapmaya başlayabilir. 1990 doğumlu ise, o günden günümüze kadar çıkmış pulları toplayabilir. Daha sonra elindeki katalog yardımı ile birer sene geriye doğru giderek toplamaya devam edecek. Koleksiyonculuk bir ömür sürer, ne bir anda ne de para ile bitmez”.

Klasik koleksiyon denilen bir ülkenin bütün pullarını biriktirme işinin zorluğuna işaret eden Ağaoğulları, daha çok dönem koleksiyonculuğunun yapıldığını dile getiriyor. “Türkiye’de insanlar genelde cumhuriyet dönemini topluyor. Çünkü ulaşması, toplaması daha kolay. Anadolu pullarını yaparsın ama onu tamamlamak diye bir hayalin olmayacak, ne bulursun onu biriktireceksin” diyen Ağaoğulları, pulun değerini eskiliğinin değil tirajının belirlediğini de vurguluyor. Pul biriktirmekle koleksiyon oluşturmanın ayrı şeyler olduğunu belirten Ağaoğulları, koleksiyon yapacakların mutlaka katalog sahibi olması gerektiğinin altını çizerek şunları söylüyor: “Bir pul tedavüle çıktığı zaman değeri düşer çünkü tirajı fazladır. Pulun değerini belirleyen eskiliği değil tirajıdır. 1870 yılının bir başka pulunun değeri ise 5 YTL’dir. 1954 pulunun değeri ise 35 YTL’dir. Kataloglar bu konuda yardım eder. Pulun kaç adet basıldığını, fiyatını, baskı tekniği, tabaka sayısı, kimin bastığı gibi her türlü özelliğini belirtir. Hiç pulun olmasa bile bir kataloğun, maşan ve pul defterin olacak. Bundan sonra koleksiyona başlayabilirsin. Olta olmadan nasıl balık tutamazsanız bunlar olmadan pul biriktiremezsiniz. Her serinin bir kıymetli pulu vardır, o kıymetli pul olmadan seriye sahip olsanız da onun bir değeri yoktur. O kilit pulu bilmeniz gerekir. Bunu da katalog gösterir size. Önce katalog alacaksınız sonra pul”.

İstanbul Filateli ve Kültür Merkezi •Şafak Sokak No: 4/2 Nişantaşı 80220 İSTANBUL •Tel: (0212) 232 99 26 / 232 99 27

Faks: (0212) 231 06 24


Kaynak: Has Seyahat Dergisi

Pulculuk - Ulus Baker

Pulculuk Üzerine

Ulus Baker

Includepicture Mergeformatinet

Yüksek Kaldırım bilindiği gibi karışık, kozmopolit, yani belalı bir yerdir. Karaköy'den yukarıya, ya da Tünel'den aşağıya bu sokak üzerinden saptığınızda, elbette tatmin edeceğiniz arzularınıza ve ihtiyaçlarınıza göre kayıt düşerek, sağa ya da sola sapmanın tehlikeli sayılabileceği bir güzergâhı seçmişsiniz demektir. Karaköy'den Tünel'e çıkarken sağdaki sokakların birkaçı genelevleri, soldakilerin birkaçı ise pulcuların dükkânlarını barındırır. İleride ele alacağımız "sahaflık" gibidir pulculuk (bu sonuncular yukarıya, Tünel'e daha yakındırlar). Ama birkaç önemli noktada ondan ayrıldığını, tümüyle farklı bir "alçaklık" türü olduğunu göreceğiz. Sokağın öte tarafında bulunan genelevlerle hiç bir alâkası yokmuş gibi davranan bu dükkânlar, sahaflarınkine göre daha derli toplu, daha temiz pak, az biraz daha gösterişlidirler. Yaşlı kurt filatelistler arasındaki o korkunç pul pazarlıkları konumuz dahilinde olmasa bile, bunlar genellikle lise yıllarındaki genç, kolejli ve harçlığının belli bir kısmını nereye harcayacağını bilemeyecek kadar şanslı sayılabilecek erkek öğrencileri tuzağa düşürürler. "Gel sana pul koleksiyonumu göstereyim" gibisinden boktan bir klişe ile anlatılmak istenen şeyden daha tehlikelidir bu durum.

Image Hosted by ImageShack.us

Yüksek Kaldırım'ın pulcuları genellikle orta yaşın üstünde, yaşlıca adamlardır. Ticari bir tecrübeye sahip oldukları pul koleksiyonculuğuna yeni yeni başlayan bu genç oğlanlar tarafından kolay kolay anlaşılmaz. Ama koleksiyonculuk saplantılı bir oyun olduğu ölçekte (durumun bir "saplantı"dan çok daha karmaşık olduğunu ileride göreceğiz) ticari açıdan bu tombul ihtiyarlarca kandırılmanın bu çocukların öznelliği açısından o kadar büyük bir önem taşımadığı da düşünülebilir. Hayır. bireysel saplantılardan, ya da daha tehlikeli "koleksiyonlardan" bahsediyor değiliz (bkz. "Koleksiyoncu" adlı film). Bugün Türkiye'nin en eski dernekleri arasında "filatelistler" derneği de yer alıyorsa, sorunun çoluk çocuk eğlendirmekten daha büyük bir tutku sorunu olduğu hemen kabul edilecektir. Sorun ciddi bir uluslararası devletler hukuku, ulusal eğitim ve devletin bekâsı sorunudur. Filatelistlerin antikacılarla, sahaflarla ve genel olarak her türlü nostalji tüccarıyla ortak olarak paylaştıkları tutku, bir "biriktirme" hevesinden önce bir "elitizm hezeyanı" olarak görünüyor. Borges'in "Zahir" öyküsünde sergilediği alçaklık türünün en temel bileşeni olarak beliren bu hezeyan, sahaflarda bir "gelenek merakı" gibi görünebilse de, pul satıcılarında muhafazakârlığın başka bir dalına, "devlet" meselesine ilişkin olan bir tutkuya göndermektedir. Derrida'nın, şu metinler koleksiyoncusunun, sevgili Diotima'ya göndermeden beklettiği şu kartpostal üzerindeki pula gözlerini diktiği anda anlayıverdiği gibi, filateli, philatélie bir sözcük olarak bile masum değildir: Evinde bir sözlük barındırmayan için bu terimi gerçek bir Yunanca "terkip" sanma riski söz konusudur. Oysa filateli terimi, filo-sofi ile, "bilgelik sevgisi"yle kısmi bir benzerlik taşıyan bu terim, olsa olsa pul kadar eskidir. Başka bir deyişle koleksiyonu yapılabilecek bir yığın cansız şeyden (mesela eski paralardan) daha yenidir. Eski bir Yunanlıya "filateli" derseniz, o bundan "uzaklık sevgisi" gibisinden bir şey anlayacaktır: Filos + teleia. Henüz "pul kültürünün" varolmadığı Ortaçağ'da ise böyle bir terim, aşık filozof (bilgelik-sever demek ama yalnızca "bilgelik"miş) Abaelardus'un Yunanca bilgisi ölçekleri dahilinde "mektup-severlik" diye anlaşılacaktır. Tabii ki, mektubun tarihinin pulun tarihinden anımsanamayacak kadar eski olduğu iyi biliniyor, aşk mektuplarının, Doğu bilgeliğinin yarattığı edebiyat şaheserleri arasındaki "namelerin" "pul"dan çok daha değerli simgeler taşıdıkları da kolaylıkla tahmin edilebilir. Her durumda, filateli terimi, Yunanca terkiplerin ve neolojizmlerin hâlâ kullanılmakta olduğu bir dönemde, insanların haberleşmesinin üzerinde tekel oluşturan Devlet'in kurulduğu çağda uydurulmuştu: O zaman artık, şu karmaşık anlam kırıntılarını bir araya getirecek bilgece bir sözcüktü --fila-teli, yani "ulak-severlik". "Postacıyı sevmek" türünden garip anlamlara kadar işi ilerletebilecek olan bu terimin ikinci kanadı öyleyse --ateleia'dır. (Derrida'nın sevgilisini uyarırken söylediği gibi "aletheia" ile, hakikat ile karıştırmayın). Yani "ulak, postacı, yoldaki..." Derrida, sevgilisine yazdığını ama asla göndermeyeceğini ima ettiği kartpostalda işi, "filateli"nin "vergi muafiyeti" gibi mali-iktisadi bir meseleyle, ya da "aşk uğruna yapılan harcama"yla (aşkın üstüne vurulan damga, dilin öptüğü bir pul...) bağlı olduğunu düıünecek kadar ileri vardırıyor işi.

Biz ise, ülkemizin gelişmişlik düzeyine uygun bir sembolizm çerçevesinde, filatelinin basit ve masum bir koleksiyonculuk türü olmaktan ziyade "devlet-severlik"le, devletlü bir ideolojinin en sinsi" en tehlikeli türüyle bağlantılı olduğunu vurgulamakla yetineceğiz. Pul çıkarmak yalnızca yeni bir iktidarın (söz gelişi Fransız İhtilalinin ardından) ilk yaptığı işlerden biri olmakla kalmaz, ilk devlet tekelini oluşturur. Devlet ideolojisiyle o kadar yakından ve kökten bağlıdır ki, başka hiç bir "devlet simgesi" (Para, sikke, tahvil, bordro, maaş, polis copu, Devlet Güzel Sanatlar Müzesi vesaire...) pul kadar hüzün verici değildir. Koleksiyon dendiğinde ilk olarak pulun akla gelmesi, iki yüzyıllık bir pulun milyarlara varan parasal değerlere sahip olmasından çok, devlet arşivciliğinin bir simülasyonu olarak uyarıcı nitelikte olmasındandır. Pul biriktirilerek sanki dünyanın biriktirildiği sanılabilir. Ama biriktirilen aslında Dünya devletlerinin çeşitli simgelerinden ve resmileşmiş manzaralarından başka bir şey değildir. Bu simgelerin çekiciliği, belki de metalaşma süreci ultra-modern kapitalizmle birlikte tavana vurduğu andan itibaren gülünçleşmeye meyledecektir: Yan taraftaki Allan Ginsberg pulu bunun her bakımdan kanıtıdır. Ancak biz, devletin yalnızca simgelerin dolaşımını değil, haberleşmenin her türünü de denetleme işlevinden oluştuğunu iyi bildiğimiz için, PTT'nin harf be harf özelleştirilmesinin gündemde olduğu bir anda bile, pulculuktan ve filatelistlerden ürkmemizi sürdürmek zorundayız.


Kaynak : Körotonomedya | ulus baker | Pulculuk Üzerine